Tufan Erhürman Resmi Web Sitesi

Girne İkinci Bölge Emirnamesi’ni değiştirme girişimi ile ilgili basın toplantısı metni

CTP Girne İlçesi

3 Ağustos, 2016.

Yetkili makamlar tarafından yazılı medya aracılığıyla yayımlanan ilanlardan öğrendiğimize göre, bugün, saat 10:30’da, Girne Belediyesi Leymosun Kültür Merkezi’nde, “2007 Girne İkinci Bölge Kapsamlı Emirnamesi”nin değiştirilmesiyle ilgili bir halka açık danışma toplantısı yapılacaktır. Bu toplantı, aynı ilandan anlaşıldığı kadarıyla, İyi İdare Yasası’nın 11’inci maddesinin (2)’nci fıkrasının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla düzenlenmiştir.

İlgili fıkranın hükmüne göre, “Çevre ve imarla ilgili konularda, ilgili bölgede ikamet eden özel kişilerin tamamına açık danışma toplantıları düzenlenmeden idari işlem yapılamaz”.

Bu hükümden de anlaşılabileceği gibi, imarla ilgili bir emirnamede değişiklik yapılmadan önce halka açık danışma toplantısı yapılmalıdır.

  1. Her şeyden önce vurgulanmalıdır ki bu, Yasa hükmü çerçevesinde yapılacak olan bir “danışma toplantısı” olduğuna ve halka danışılacağına göre, halkın, toplantıya gelmeden önce kendisine ne danışılacağını bilmesi işin doğası gereğidir. Oysa yazılı basında yer alan ilanda ilgili Emirname’de nasıl bir değişiklik yapılmasının öngörüldüğü belirtilmemiştir. Bu durumda halk, toplantıda bu bilgi verilene kadar, kendisine neyin danışılacağını bilmeyecektir. Bu da aslında, yapılan toplantının, İyi İdare Yasası’nın amacını gerçekleştirmeyi değil, aşılması gereken bir tür yöntemsel gerekliliği yerine getirmeyi hedeflediğini göstermektedir.
  2. Toplantının yapılmasından önce basında yer alan bazı tartışmalar açıkça göstermektedir ki emirname değişikliğinin temel amacı, herkes tarafından bilinen ve şu anki haliyle yürürlükteki mevzuatı ihlal eden bir yapının yarattığı hukuki sorunu mevzuatta değişiklik yaparak aşmaktır. Böyle bir amaç, yapılacak olan emirname değişikliğini, yani idari işlemi amaç unsuru açısından sakatlar çünkü emirnameler genel ve soyut kural koyan düzenlemelerdir ve belli bir kişinin ya da yapının sorununu çözmek için idari işlem, hele de düzenleyici işlem yapılamaz.
  3. Ayrıca, şehre ilişkin imar meselelerini bir bütünlük içerisinde ele alıp çözümlemek yerine tek tek olaylarla karşılaştık sonra sorunları emirnamelerde değişiklik yaparak çözümleme anlayışı, yapılacak değişikliklerle başka bölgelerde de öngörülmeyen sorunların yaratılmasını kaçınılmaz olarak gündeme getirecektir. Bugün halka danışılacak olan emirname değişiklik taslaklarını tam da bu noktada ciddiyetle değerlendirmek gerekecektir. Bu taslakların hazırlanması sırasında, planlanan değişikliklerin Emirname kapsamındaki diğer bölgeleri nasıl etkileyeceği ve bu değişikliklerin 1989 tarihli İmar Yasası’nda öngörülmüş olmasına karşın ancak 26 yıl sonra hazırlanabilmiş ve nihayet Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmış olan Ülkesel Fiziki Plan’a uygun olup olmadığı merak konusudur.
  4. Bu sorunların ötesinde, ortada planlama açısından ciddi bir sorun vardır. Planlamanın temel aracı emirnameler değil, imar planlarıdır. Emirnameler, sadece, hazırlanacak olan imar planlarının hazırlanmasına kadar geçecek aşamada, öngörülen imar planına uygunluğun önceden güvence altına alınabilmesi için kullanılabilecek geçici araçlardır. Girne’de emirnamelerle geçmişte de birçok düzenleme yapılmış ve tabir-i caizse planlama açısından tam bir keşmekeş yaratılmıştır. Girne imar planı ile ilgili çalışmaların başladığı ve bu yönde önemli bir yolun da alındığı bir aşamada meselelerin hala emirnamelerle çözülmeye çalışılmasını kabul etmek mümkün değildir.
  5. Planlama ile ilgili emirnameler ve diğer idari işlemler bugüne kadar birçok kez, yürürlükteki mevzuata aykırı de facto (fiili) uygulamaların de jure (hukuki) hale getirilmesi amacıyla kullanılmıştır. Bugün gündemdeki konu, bunun bir kez daha denenmeye çalışıldığını göstermektedir. Bu, hukuka uymama alışkanlığını yaygınlaştıran ve hukuku var olan hukuka aykırılıkları sonradan gidermek için arkadan gelen bir istim olarak algılayan bir anlayıştır. Bu anlayışın hızla terk edilmesi gerekir.
  6. Partimizin bu konudaki yaklaşımı nettir. Bu ülkede olması gereken, imar planlarını bir an önce tamamlamak ve hem yatırımcılar hem de tüm vatandaşlar için imar açısından öngörülebilir bir durum yaratmak, ardından da bu planlara uygun olmayan girişimleri, hiçbir istisna gözetmeksizin hızla engellemektir.

İmar planları yapılmadan “emirnamelerle sorun çözme” yaklaşımı hem imar açısından bir keşmekeş yaratmakta, hem yatırımcıları öngörülemezlikle karşı karşıya bırakmakta, hem de onları “sonradan nasılsa halledilir” düşüncesine ve hukuka uygun davranmamaya itmektedir.

Bir ülkede yatırımı ve yatırımcıyı teşvik etmek için yapılacak en önemli iş öngörülebilirliği olan bir yatırım ortamı yaratmaktır. Aksi, hukuka uygun yatırım yapmak isteyen ve hukuki sorun yaşamak, tabir-i caizse maceraya atılmak istemeyen yatırımcıları ülkeden uzak tutacaktır. Ayrıca öngörülebilirlik, çevrenin ve şehirdeki yaşam kalitesinin korunması ve geliştirilmesi açısından da yaşamsal önemdedir.

Partimiz, bu düşünceden hareketle, meseleye tek bir yapının sorunları çerçevesinde bakmamakta, eleştirisini tek bir yapının veya birkaç yapının yarattığı sorunlara teksif etmemekte, parçalı sözde çözümlerden hızla uzaklaşıp bütünsel bir çözüme imar planıyla ulaşmak için birlikte çalışma çağrısı yapmaktadır.

Girne’de imar ve çevre açısından yaşanan kötüye gidişin durdurulması ve bu güzel beldenin korunması için üzerimize düşen her türlü görevi istekle yerine getirmeye her zaman hazır olduğumuzu bildirir, saygılar sunarız.

Yorum Yaz