Tufan Erhürman Resmi Web Sitesi

Koordinasyon Ofisi: Bundan Sonra Ne Olacak?

 

Anayasa Mahkememizin, 5.8.2016 tarihinde açıkladığı görüşünde, “Ofis” ile ilgili Anlaşma’nın 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (g) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğunu bildirmesinin ardından, Hükümet’in bu noktadan sonra ne yapacağı tartışılmaya başlandı.

Anayasa’ya aykırı bulunan hüküm, 2012 tarihinde TC adına Sayın Suat Kılıç’ın ve KKTC adına da Sayın Kemal Dürüst’ün imzaladıkları ve 10 Mayıs 2012 tarihli TC Resmi Gazetesinde yayımlanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Yurt Açılması, İşletilmesi ve Yönetimi ile İlgili Protokol”ün Ofis tarafından yürütüleceğini düzenlemekteydi.

Anayasa Mahkemesi, bu hükmü, söz konusu 2012 tarihli Protokol KKTC’de henüz yürürlüğe girmediği için Anayasa’ya aykırı buldu. Mahkeme, son derece haklı olarak, henüz yürürlüğe girmemiş bir Protokol’ün yürütülmesi yetkisini veren hükmün Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti.

Bu şartlar altında olağan beklenti, Hükümet’in, Cumhuriyet Meclisi’ndeki tartışmalar sırasında yetkili ağızlardan belirttiği gibi, bir ek protokol imzalanması için Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri nezdinde girişim başlatması ve hem Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilen hükmün, hem de özellikle gençlerin hassasiyet belirttiği hükümlerin değiştirileceği bir düzenlemeyle, yarattığı gereksiz gerginliği gidermesiydi. Oysa aldığımız duyumlar, başka bir yolun tercih edilmesi suretiyle gerginliği daha da tırmandırabilecek adımlar atılmasının muhtemel olduğu yönündedir.

Aldığımız duyumlara göre Hükümet, bir ek protokol imzalamak için girişim başlatmak yerine, 2012 tarihinde imzalanan Protokol’ü Meclis’ten geçirmek suretiyle “sorunu çözme”ye hazırlanmaktadır. Oysa, 2012 tarihli Protokol’de de, aynen “Ofis” ile ilgili uluslararası anlaşmada olduğu gibi, tartışmaya son derece açık hükümler vardır.

Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:

 

Madde 5: Yönetim

Yurtlar, bu Protokolün yürürlük süresi içinde, YURTKUR tarafından bu maksatla görevlendirilecek personel tarafından yönetilecek ve işletilecektir.

 

“Madde 8: Yurt Binalarının Temini

YURTKUR, Bakanlığın da görüşünü alarak yurt ihtiyacı bulunan yerlerde kız, erkek veya karma olmak üzere birden fazla yurt müdürlüğü kurabilecek ve gereği halinde kurmuş olduğu yurtları en az altı ay önceden Bakanlığa bildirim yapmak suretiyle kapatabilecektir. Yurt, hizmet binaları, sosyal ve idari binalar YURTKUR tarafından satın alma, kiralama, tahsis, inşa ve sair suretlerle temin edilebilecektir”.

 

“Madde 10: Yurttan Faydalanacaklar

YURTKUR tarafından işletilecek yurtlarda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrenciler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrenciler ile barındırılması Akit Taraflardan biri veya her ikisi tarafından uygun görülen yabancı öğrencilere hizmet verilecektir.

Yurtlarda boş yer olması durumunda ve/veya yaz tatillerinde YURTKUR Konaklama Talimatı kapsamındaki kişiler de yurtlarda barındırılabilecektir”.

 

Protokol’de yer alan bu maddeler ve benzeri diğer maddeler üzerinde çok söz söylenebilir. Ancak maddelerin ilk okunuşundan dahi, bu Protokol’ün Meclis’ten geçirilmeye çalışılması halinde çok fazla tartışma yaşanacağı açık bir biçimde görülebilir. Bu nedenle Hükümet, hem Meclis dışında hem de Meclis’te defalarca uyarılmış olmasına karşın gereksiz yere yarattığı gerginliği daha fazla tırmandırmak yerine, bir an önce Türkiye Cumhuriyeti ile yukarıda belirtilen çerçevede bir ek protokol imzalamak için girişimleri başlatmalı ve sorunları, rasyonel bir biçimde, gerçekten çözmek için elinden geleni yapmaktan kaçınmamalıdır.

Yorum Yaz